Önceki yazımda içimde yükselmekte olan yeni İdil’in sesine kulak vererek koçluk serüvenine başlamaya nasıl karar verdiğime değinmiştim. Bu yazımda ise; bu uğurda gösterdiğim çabadan bahsedeceğim.
20 yıldan beri organizasyonel değişim, kültür, liderlik gelişimi, dönüşüm, yeniden yapılanma gibi; çok heyecanlı, kendime ve kuruma katkı sağlayan çok önemli ve büyük proje ve programlarda yer aldım. Başarma, kendini gerçekleştirme, öğrenerek gelişme ihtiyaçlarımı defalarca tatmin ettim ve etmeye de devam ediyorum. Ancak, bunca yıllık deneyimimin ardından bu değişimi ve gelişimi en güçlü gerçekleştirebildiğim şirketim Yıldız Holding oldu. Ben verdim o aldı, o verdi ben aldım.
Mesleğimdeki tüm bu tatlı yoğunluk döneminde yeni bir yetenek geliştirmek, heyecan verici olduğu kadar zorlayıcı da oldu. Zaten her dönüşüm zorlayıcıdır ve bir tırtılın kelebeğe evrilmesi ne kadar şaşırtıcıysa, aslında bir o kadar da sancılıdır. Ben de, bu yazımda kendimden nasıl yeni bir ben yarattığım noktasına yoğunlaşmayı istiyorum.Yıldız Holding’de çok yoğun çalışıyorum. Sabah 8’de çıktığım evime, her akşam 8’de dönüyorum. Tempolu ve yoğun çalışmayı seven biriyim. Benim iş günümün içerisinde sohbet, kahve araları ya da iki saatlik öğle görüşmeleri azdır. Toplantıdan toplantıya, işten işe koşarım. Gün içinde eşim, annem ya da kardeşim beni aramamayı öğrendiler. Arayan arkadaşlarıma ise, eve dönüş yolunda ancak dönerim. Acil ise WhatsApp atarlar… Bu disiplinli ve elbette verimli çalışma temposu biraz genlerimde vardır, biraz da bana PepsiCo’dan miras kalmıştır. İşe ayırdığım zamanın hepsi işe aittir.
İş sonrası zamanlarıma gelince… Evde beni heyecan ve özlem içinde bekleyen 6 yaşındaki oğluma ve aileme aittir. Biraz kendime kaçamaklarım da olur tabii. Bu tempoya mevcudu zor sığıştırırken, “koçluk” iteleyerek kendine yer edinmeye çalışabilir miydi? Üstelik bu şartlar altında nasıl gelişecekti? Koçluk uygulayarak gelişen bir şeydi ve yeni İdil, bu yepyeni becerileri nasıl geliştirecekti? Bir avantajım vardı elbet; bir şeye gönül verip yapmayı istedim mi, o şey illaki olur. Çaba gösterir, odaklanır ve azmederim. Yeter ki kendime söz vereyim ve ajandamda ona yer ayırayım… Ancak koçlukta bunun ötesi de vardı: Bir sözün arkasından gönül vermek, o söze zevkle bağlanmak ve bunları yaparken değerlerime de hizmet etmek.







