Yeni okuduğum bir “Çalışan Bağlılığı” raporunda, bağlılığı etkileyen en güçlü etkenlerden birinin “çalışma saatleri” olduğunu okudum. İş-Yaşam dengesi ne kadar işverenler tarafından görmezden gelinmeye çalışılsalarda çalışanların vazgeçmeyeceği artık bir gerçek. Bu gerçeklik çalıştığım şirketlerdeki kendi tecrübelerimi film şeridi gibi gözümün önüne getirdi.

Bir patron veya CEO okur da bakış açısını sorgular diye paylaşmadan vazgeçemiyorum.

Biri büyük bir uluslararası firma. “İş-Yaşam” dengesine önem veriyor ve birçok proje ile çalışanlarına “mutlu oldukları” bir ortamda çalışmalarını sağlamak için bilinçli çalışmalar yürütüyor. Tabi ki verimliliği düşürmeden. En önemli öncelik karlılık, verimlilik ve iş sonuçları.

  • 17:00’de işten çıkıyorum. Eve küçük oğluma yetişiyorum. 20:30’da onu uyutunca bilgisayarımı açıp çalışıyorum. En az 3-4 saat daha.
  • Yazın Cuma’ları erken çıkıyorum. Mesai saatleri buna göre ayarlanıyor. Uzun haftasonları çok keyifli.
  • Ödül alıyorum. 2 gün sosyal sorumluluk için izinliyim. Başkaları için şirketimin bana izin vermesi çok keyifli.
  • Kar yağdığında stres yok. O gün evden çalışıyorum veya işe gidebildiysem en geç 3’te çıkıyorum.
  • Haftada 1 gün uzaktam çalışma hakkım var.
  • Ekibimle arada sırada ofiste değil cafe’de çalışmak çok keyifli. Neredesiniz diye arayan yok.

1

Mutluyum ve daha verimli çalışıyorum. Matematik olarak da daha uzun saatler çalışıyorum.

Bir büyük Türk şirketi. Kurumsal olanlardan.

  • Mesai 18:30’da bitiyor. 20:00’den önce evde değilim. Her akşam yemeğe zor yetişiyorum. Ben bir anneyim. Eve geldikten sonra işe el sürmüyorum.
  • Uzaktan çalışma veya yaz mesaisi diye bir kavram yok. Ofis dışında toplantı yapsam her an ofise çağrılabilirim.
  • Kar yağdığında işe vaktinde gitmek zorunlu. Okullar tatil, çocuk evde ama yöneticim arıyor ve çabuk işe gel diyor. Hamile de olsam 18:30’dan önce işten çıkamam. Her yer buz tutsa da.
  • Sabah 5 dak geciksem geç listesine adım girer.

Mutsuzum, çocuğuma ve bana hiç zaman yok. Çok verimli çalıştığımı söyleyemem. Toplam saat olarak daha az çalışıyorum.

Çok çalıştırıyorum diye sevinirken acaba mutsuz, verimsiz, bağlı olmayan çalışanlar mı oluşturmuşuz.

Bu hatayı birçok şirket hala yapıyor. Hangi yaklaşım kişiyi daha verimli çalıştırıyor lütfen bir düşünelim.